Kuruluş (1944-1953)

Fenerbahçe Spor Kulübü'nde basketbol çalışmaları futbol haricindeki branşların serpilmeye başladığı 1913 yılında başladı. Balkan Savaşı (1912-13) ve Birinci Dünya Savaşı (1914-18) nedeniyle kesintiye uğrayan bu faaliyetler 1919 yazında tekrar canlandıysa da, Kuşdili’ndeki çimento sahadaki çalışmalar kış gelince, kapalı salon olmadığından, durmuştur. İstanbul'un 16 Mart 1920 tarihinde işgalinin ardından 1920 yazında bir İngiliz birliğinin Fenerbahçe Külübü'nü işgal edip kapatması nedeniyle faaliyetlerin yeniden başlayabilmesi mümkün olmamıştır. Basketbolda ileri konumda olan ve atletizm branşında da Fenerbahçe ile sıkı işbirliği içinde bulunan Robert Kolej'in basketbolcularının 1925 yılında Fenerbahçe'ye girmeleriyle, bu spor dalı sarı-lacivertli kulüpte üçüncü kez canlandığı gibi, Fenerbahçe dönemin basketbolda en güçlü takımı sayılan İstanbul musevilerinin takımı Makkabi'yi 15 Ocak 1926'da 32-4 yenerek tarihindeki ilk maçında ilk galibiyetini de aldı. Ancak kulübün kapalı salona sahip olmaması bu hamleyi de ilerletmekten alıkoyarken, 1932 yılındaki yeniden kurulma gayreti de kağıt üzerinde kaldı.

1913, 1919, 1925-26 ve 1932'deki geçici girişimlerin ardından Muhtar Sencer ve Cem Atabeyoğlu'nun çabalarıyla 1944 yılında yeniden ve bu defa kalıcı olarak kurulan basketbol takımı eski adı Barkhoba olan ve daha sonra Galata Gençlik Kulübü adını alan İstanbul musevilerinin takımının as oyuncularını da bünyesine katarak tarihte ilk kez 1944-45 sezonunda İstanbul İkinci Basketbol Ligi'nde mücadelesine başladı. 1945-46 sezonunda bu ligde şampiyon olan takım, 22 Aralık 1945'te bu ligin ilk dört takımının oynadığı Dörtler Kupası'nın finalinde Beşiktaş'ı 41-27 yenerek birinciliği kazandığı gibi İstanbul'u temsilen katıldığı ve Edirne'de düzenlenen Trakya Kupası'nı da şampiyonlukla bitirirken tarihindeki ilk başarılarına erişti. 1946-47'de ilk kez mücadele verdiği İstanbul Basketbol Ligi'nde 9 Şubat 1947'de şampiyonluk adayı Kurtuluş'u 36-29 yenmesine rağmen averajla şampiyonluğu Galatasaray'a kaptırdı. İstanbul Basketbol Ajanlığı'nı protesto etmek amacıyla 1948'de döndüğü İkinci Lig'de 1948-49 sezonunda bir kez daha şampiyon olan takım 1951 yılında antrenör olarak Samim Göreç'i angaje etti. İkinci Dünya Savaşı'ndan zaferle çıkan ABD'nin Türkiye'yi de kapsayan Marshall Planı çerçevesinde gelişen ABD-Türkiye ilişkileri Fenerbahçe basketbol takımıne da dolaylı olarak etki etti: Sarı-lacivertli takım 1940'ların sonlarında Türk limanlarını ziyaret eden ABD savaş gemilerinin mürettabatının oluşturduğu takımlarla diğer Türk basketbol takımları gibi maçlar yaparken yabanacılarla ilk temaslarını da gerçekleştirmiş oluyordu. Amerikalı antrenör Merey takımın ilk yabancı çalıştırıcısı olurken (1947), Karamürsel'de kurulan ABD üssünde görevli Chuck Rosenkronz 1950-51 döneminde sarı-laicvertli formayı giyen ilk yabancı oldu.

Yine bu dönemde kurulan altyapıda yıldız takım 1949'da İstanbul, genç takım ise 1951 ve 1952'de tarihinde ilk kez Türkiye şampiyonluklarına ulaştı. Buna karşılık İkinci Dünya Savaşı sırasında ve ardından geçen yıllarda yaşanan ekonomik darboğaz nedeniyle A takımına gerekli tahsisatı ayıramayan Fenerbahçe 1951 yılında futbolda profesyonelliğin kabulüyle kulüp olarak daha ciddi mali sıkıntılar içine girdiğinden İstanbul Basketbol Ligi'nde orta sıralara geriledi. 1952-53 sezonunda futbol takımının İstanbul Profesyonel Ligi'nde kazandığı namağlup şampiyonluğun getirdiği ekonomik ferahlama sonucunda kulüp basketbola ayırdığı bütçeyi 7-8 bin TL'den 15 bin TL'ye çıkarınca başta Altan Dinçer gibi skorer bir yıldızın da transferiyle güçlü bir kadro kurabilmek mümkün oldu. 27 Mart 1954 tarihinde 1945 yılından beri İstanbul şampiyonluğunu elinde tutan ve Yenilmez Armada olarak adlandırılan Galatasaray'ı lig maçında 71-61 mağlup eden Fenerbahçe, potalardaki üstünlüğün ezeli rakibinden kendine geçtiğini ilan etti.

Altın yıllar (1954-1971)

Sacit Seldüz, Can Bartu, Hikmet Vardar, Erdoğan Karabelen, Yılmaz Gündüz ve Mehmet Baturalp gibi dönemin yıldız oyuncularıyla potalarda tam bir egemenlik kuran Fenerbahçe 1954-55, 1955-56 ve 1956-57 yılında İstanbul şampiyonu olurken, Türk basketboluna da büyük heyecan ve ilgi getirdi. Nitekim, 1954-55 sezonundan itibaren İstanbul Basketbol Ligi maçları 1.000 kişilik İTÜ salonu yerine 5.000 kişilik Spor ve Sergi Sarayı'nda oynanmaya başlanırken, Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 55-47 yenerek ilk şampiyonluğunu ilan ettiği 5 Şubat 1955 tarihli maç Türkiye'de radyoda naklen yayınlanan ilk basketbol karşılaşması oldu. 1954, 1955 ve 1956'da son maçlarda ve averajla kaybedilen Türkiye Basketbol Şampiyonası birinciliğini 1957'de namağlup kazanan Fenerbahçe, sezonun Türkiye şampiyonu olmasına rağmen 1957-58 sezonunda ilk kez düzenlenen Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Türkiye'yi temsil hakkının 1957-58 Türkiye şampiyonu Modaspor'a verilmesi nedeniyle bu haktan yoksun kaldı. Fenerbahçe erkek basketbol takımı 1959'da bir kez daha namağlup Türkiye şampiyonluğuna ulaşırken, genç takımın da 1959 ve 1960 şampiyonluklarının yanısıra, 1955 yılında kurulan Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımının 1956, 1957 ve 1958 yıllarında kazandığı üç Türkiye şampiyonluğuyla bu spor dalında büyük bir hegemonya kurmuş oldu. 24 Şubat 1957'de ligde kazanılan 181-31'lik Karagücü maçıyla bir maçta en çok sayı yapma rekoru Fenerbahçe tarafından kırılırken, A takım, kadınlar, gençler ve yıldızlar olmak üzere dört kategorideki sayı rekorunu da renkleri altında topladı. Yine bu dönemde Temmuz 1955'te gerçekleştirilen Yugoslavya turnesi de Fenerbahçe basketbol takımının ilk yurtdışı seyahati oldu.

Kulübün eski futbolcu ve boksörlerinden İsmet Uluğ'un 1962'de başkan olmasıyla amatör sporlarda yeni bir atılım yapan Fenerbahçe basketbolda da 1962-63, 1963-64, 1964-65 ve 1965-66 İstanbul şampiyonluklarını kazandı. 1964 ve 1966'da averajla kaçırdığı Türkiye şampiyonluğunu ise 1965'te üçüncü kez namağlup kazandı. Türkiye Basketbol Ligi'nin oynanamaya başladığı 1966-67 sezonundan itibaren de gücünü koruyan sarı-lacivertli takım aynı sezon ilk kez düzenlenen Türkiye Kupası'nı müzesine götürürken 1967-68 sezonunda ilk kez düzenlenen Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda Türkiye'yi temsil etti. Sarı-lacivertli takım bu dönemki kudretine rağmen, dönemin en güçlü takımı haline gelen İTÜ'nün gerisinde kalarak 1967-68, 1969-70 ve 1970-71 liglerini ufak puan farklarıyla ikinci kapattı. Buna karşılık Mehmet Baturalp, Halil Dağlı, Güner Yalçıner, Erdal Poyrazoğlu, Hüseyin Kozluca, Ferhan Baras, İlker Esel ve Tuncer Kobaner gibi yıldızlardan oluşan bu ikinci dönem parlak kadro 1955-1963 arasında Avrupa Şampiyonaları'na düzenli olarak katılan ve Akdeniz Oyunları'nda 1967'de üçüncü, 1971'de de ikinci olan ulusal takımın da iskeletini oluşturdu.

Duraklama Dönemi (1972-1982)

1970'li yılların başlarında amatör branşlara yapılan yatırımın azaltılması ve bir önceki altın dönemin oyuncularının teker teker kadrodan ayrılmasıyla Fenerbahçe 1971-72 sezonundan itibaren ligdeki iddiasını kaybetti. Genç ve yıldız takımların İstanbul ve Türkiye şampiyonlukları 1975'e kadar devam ederken, A takım ezeli rakibi Beşiktaş'ın diğer ezeli rakibi Galatasaray'ın önünde ilk Türkiye ligi şampiyonluğuna ulaştığı 1974-75 sezonunda dokuzunculuğa kadar geriledi. Daha sonra Fenerbahçe başkanı da olacak Ali Şen'in basketbol şube kaptanlığı döneminde 1975-76 sezonunda geçici bir atılım yaparak dördüncülüğe yükselen sarı-lacivertli takım, başta o sezondan sonra yedi sezonda altı şampiyonluk kazanarak voleybol gibi basketbolda da büyük hakimiyet kuran Eczacıbaşı olmak üzere Efes Pilsen, Tofaş SAS ve Şekerspor gibi müessese kulüplerinin sözde amatör olan basketbolda oyuncu fiyatlarını kulüp takımlarının altından kalkamayacakları düzeye taşımaları nedeniyle, güçlü altyapısıyla ayakta kalmaya çalıştı. Müessese kulüplerinin, yaptıkları yatırım karşılığında vergi indirimleri almaları ve basketbolcuları şirket bünyesinde işçi ya da hizmetli kadrolarına alarak düzenli maaşa bağlayarak gelecek güvencesi verebilmeleri gibi avantajlara karşı, özellikle 1973 Petrol Krizi, 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrasında Türkiye'ye uygulanan silah ambargosu ve 1979 Petrol Krizi nedeniyle ekonomisi bunalıma sürüklenen Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma paralel olarak Fenerbahçe, amatör branşlarda müessese takımlarının yarattığı piyasada giderek daralan bütçesiyle nefes almakta zorlandı. Ferhan Baras ve Halil Dağlı gibi eski ve yaşlı yıldızlarının yanına genç ve maliyeti düşük oyuncuları monte ederek ligde tutunmaya çalışan Fenerbahçe 1978-79 sezonunda yıllarca Türkiye şampiyonluklarını paylaştığı ezeli rakibi Galatasaray'la bu defa ligin son iki sırasında yeralarak küme düşme yazgısını paylaştıysa da, daha üst sıralarda yeralan bazı takımların lisanssız oyuncu oynatmalarıyla bağlantılı olarak Danıştay'a intikal eden yargı süreci bağlamında Türkiye Basketbol Federasyonu'nun küme düşmeyi kaldırmasıyla ligde kalmayı başardı. Bu dönemde diğer kulüp takımlarıyla birlikte müessese takımlarının ayrı bir profesyonel lig kurmaları gerektiğini savunan Fenerbahçe, küme düşmemek için 1978-79'da Yugoslav Jarko Knezeviç ve Brainur Popoviç; 1981-82'de de ABD'li Kevin Singleton ve Kennet Bassley ile takviye etmek suretiyle kadrosunda ilk kez düzenli olarak yabancı basketbolculara yer vermeye başladı. Fenerbahçe basketbolundaki bu karanlık dönemin avuntuları 1982 yılında gençlerde kazanılan Türkiye şampiyonluğu ile Necati Güler, Mehmet Döğüşken, Necdet Ronabar ve Hakan Artış gibi milli yıldızları Türk basketboluna armağan etmek oldu.

İkinci parlak dönem ve müessese takımlarıyla mücadele (1983-1999)

1981 yılında başkan olan Ali Şen'in başarılı kaynak yaratma hamlesi sonucunda amatör branşlar da yeniden canlandı. Dönemin en önemli basketbolcusu Efe Aydan, oyun kurucu Ali Limoncuoğlu, skorer Fatih Özal ve spektaküler ABD'li Calvin Roberts'in transferleriyle yıllardır suskun Fenerbahçe seyircisi de 1982-83 sezonunda salonlara dönerken, Fenerbahçe normal sezonu 14 maçta yenilgisiz lider kapattı ve 1978-79'dan beri uygulanan play-offlara ilk kez kalmayı başardı. 15 maçlık üç devreli final turunda müessese takımlarının ittifakını, dar kadrosunun dezavantajını, salonsuzluğu yarattığı antrenman düzensizliğini ve zaman zaman TRT'deki spor programlarına bile konu olan tartışmalı hakem kararlarını karşısında bulan Fenerbahçe final turunda antrenör değişikliğiyle iyice temposunu kaybetti ve ikinci oldu. 1984-85, 1987-88 ve 1989-90 sezonlarında Erman Kunter, Aytek Gürkan, Can Sonat, Ferhat Oktay, Pete Williams ve Larry Richard gibi yıldızlarla mücadele verip ligi üç defa lider bitirmesine rağmen play-offlarda havlu atarak şampiyonluk özlemini dindiremeyen Fenerbahçe, 1984-85 sezonunda finalde üç yabancılı Galatasaray'a kaybederken tek yabancıyla oynamanın dezavantajını yaşadı. 6 Nisan 1985'te ilk kez düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda ezeli rakibine 85-84 yenilirken, aynı kupada 1988'de ise Eczacıbaşı'na 2 sayıyla kaybetti. 1988 yılında Galatasaray'ı bu defa mağlup ederek Beden Terbiyesi Genel Müdürlük Kupası'nı, ezeli rakibini 26 Mayıs 1990 tarihinde bu defa 95-86 yenerek Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı ilk kez müzesine götüren sarı-lacivertliler özledikleri şampiyonluğa 1990-91 sezonunda ulaştılar. Dönemin en iyi ABD'li basketbolcusu Larry Richard'ın yanına Levent Topsakal ve Hüsnü Çakırgil gibi yıldızları monte eden Fenerbahçe altı yıl sonra çıktığı finalde Tofaş SAS'ı 3-2 ile geçerek tarihindeki ilk lig şampiyonluğuna ulaşırken, 6 Nisan 1991'de aynı rakibi 75-72 mağlup ederek ikinci kez Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazanan ilk kulüp oldu.

1992-1999 dönemi Fenerbahçe'nin büyük bütçelerle pahalı kadrolar kuran müessese kulüpleri Efes Pilsen, Ülkerspor, Tofaş SAS ve Türk Telekom ile tek başına mücadele ettiği bir dönem oldu. 1992-93 ve 1994-95 sezonlarında Türkiye Ligi; 1994, 1997 ve 1999 yıllarında ise Türkiye Kupası finali oynayan Fenerbahçe, 1992'de Çukurova'yı 84-83 yenerek Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Kupası'nı ikinci kez, 15 Eylül 1994'te son üç sezonun şampiyonu Efes Pilsen'i 85-74 yenerek Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı üçüncü kez kazandı. 1993-1996 yılları arasında Mustafa Koç'un başkanlığında 1907 Fenerbahçeliler Derneği'nin basketbol takımına sağladığı maddi katkı sarı-lacivertli takımın Harun Erdenay, Hakan Yörükoğlu, Levent Topsakal, Hüsnü Çakırgil, Ömer Büyükaycan, Serdar Apaydın ve altyapısından yetiştirdiği İbrahim Kutluay gibi milli yıldızların yanısıra Henry Turner, Mitch Smith ve Dallas Comegys gibi önemli oyuncuları kadrosuna alabilmesini sağladı.

1985 yılında Koraç Kupası'nda ilk kez çeyrek final grubuna kalma başarısını gösteren Fenerbahçe 1991-1999 arasında her sezon gruplara kalma başarısı gösterek toplam 96 Avrupa Kupası oynadı, 54 galibiyet aldı. 1995-96 sezonunda tarihinde ilk kez Koraç Kupası'nda çeyrek finale yükseldiyse de o sezon o kupada şampiyon olan Efes Pilsen'e 68-95, 74-56 ile sayı averajıyla elendi. 1998-99'da İbrahim Kutluay, Jan Tabak ve Conrad McRae'li kadrosunu NBA'deki lokavttan da faydalanarak Mahmoud Abdul-Rauf ve Marko Miliç gibi yıldızlarla zenginleştiren Fenerbahçe ilk kez mücadele ettiği Euroleague'de iki grup aşamasını da önemli galibiyetlerle aşarak son 16'ya kaldıysa da Real Madrid'e elendi. İbrahim Kutluay bu ligin sayı kralı olarak önemli bir başarıya imza attı.

Duraklama dönemi ve Ülker'le birleşme sonrası üçüncü dönem başarılar 1999-2004 arasında yıldız oyuncularla yollarını ayırarak genç kadrolarla mücadele veren Fenerbahçe ligde başarıların uzağında kalırken, 2002-03 sezonunun başında ezeli rakipleriyle birlikte hareket ederek maddi nedenlerle ligi boykot etme noktasına bile geldi. Bu süreçte kısıtlı kadrolarına rağmen Avrupa Kupalarında başarılar kazanan Fenerbahçe 2001 yılında Koraç Kupası'nda çeyrek final oynadıktan sonra, 2002'de Güney Avrupa Ligi'nde yarı final grubuna kaldı; 2004 ve 2005 yıllarında ise ULEB EuroCup'ta Final Four oynadı. 2004 yılında Aydın Örs'ün antrenörlüğe getirilmesi ve Ömer Onan'ın transferiyle atılım yapan ve altı yıl aradan sonra ligde yarı final oynayan Fenerbahçe, kulübün yüzüncü yılında ortaya koyduğu hedefler doğrultusunda Ülker ile geniş kapsamlı bir sponsorluk anlaşması yaptı.

Fenerbahçe Ülker logo.

Bu birleşme sonrasında yüksek bütçeli takımlar kurarak gücünü seyirci potansiyeliyle birleştirerek 2006-07, 2007-08, 2009-10 ve 2010-11 sezonlarında Türkiye şampiyonu, 2009-10, 2010-11 ve 2012-13 sezonlarında Türkiye Kupası ve 2007 ile 2013 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonu oldu. 2008-09 sezonunda lig; 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Kupası finali oynadı. Ülkerspor ile birleşme sonucu bu takımın Euroleague haklarını da devralan Fenerbahçe Ülker, bu kupada da 2008-09, 2010-11, 2011-12 ve 2012-13 sezonlarında son 16'ya kaldı, 2007-08 sezonunda ise tarihinde ilk kez çeyrek final oynayarak Montepaschi Siena'ya elendi.

2012-13 sezonunda Montepaschi Siena'yla büyük başarılar yakalayan antrenör Simone Pianigiani ile anlaşan Fenerbahçe Bo McCalebb, Romain Sato, David Andersen, J.R Bremer ve Mike Batiste gibi yıldızlarla İlkan Karaman ve Barış Ermiş gibi gençleri transfer ettiyse de Euroleague'de ve Türkiye liginde hedeflediği başarıların uzağında kaldı. 2013 yılında Simone Pianigiani ile yollarını ayıran kulüp 2013-14 sezonu öncesinde Željko Obradović ile anlaştı ve yeni transferlerle sezona iddialı bir giriş yaptı.

Bu dönemde Fenerbahçe, altyapıda da yeniden Türkiye'nin öndegellen kudret merkezlerinden biri haline geldi. Nitekim, sarı lacivertliler 2007'de gençlerde, 2008, 2009, 2011 ve 2012'de yıldızlarda Türkiye şampiyonu olurken, A takımında deneyim kazanan ya da altyapısından yetişen Semih Erden, Ömer Aşık ve Enes Kanter gibi değerleri NBA'e yolladı. 2010 yılında Dünya Şampiyonası'nda ikinci olan ulusal takıma Erden ve Aşık'ın yanısıra Ömer Onan ve Oğuz Savaş'ı verdi.

Avrupa tarihi

Fenerbahçe, Avrupa kupalarına pek çok kere katılmıştır. Başlarda kötü performans çizen Fenerbahçe, ilk başarısını 1984-85 sezonunda Koraç Kupası'nda 3. tur oynayarak göstermiştir. Bu başarıdan sonra yine bir düşüş içine giren Fenerbahçe Basketbol Takımı, 1995-2008 yılları arasında fırtına gibi esip üç çeyrek final (bir tanesi Euroleague) ve bir Final Four oynamıştır. Avrupa kupalarında şimdiye kadar 274 maça çıkan Fenerbahçe 140 galibiyet, 134 yenilgi almıştır. Fenerbahçe, Euroleague'de şimdiye kadar 9 kez (1998-99, 2006-07, 2007-08, 2008-09, 2009-10, 2010-11, 2011-12, 2012-13 ve 2013-14) yer aldı. Bir kez çeyrek final oynamayı başaran Fenerbahçe, dört kez de son 16 takım arasına kaldı. Euroleague'de şimdiye kadar 96 maça çıkan Fenerbahçe, 43 galibiyet ve 53 yenilgi aldı.