Ligin 5 şampiyonundan 4'ünün göğüs reklamı yok. 18 takımdan 12'sinin de. Formalar göğüslerinde taşıdıkları isimleri hak etmeliyse... Taşınan isimler de göğüsleri hak etmeli. Hem maddi, hem manevi. Formalarda göğüs reklamı yok diye, geleceğin çarpım tablosunu bozuk göstermenin alemi yok. Sponsorlar reklama dahildir. Taraftarlar davaya!

Ne güzel sınamadır, haksızlığın, yasakların ve yokluğun karşısındaki duruş. Bir şeyin hiçbir şeye dönüştüğü zamanlarda her şey olan bir taraftar olmak nasıl da başkadır. Rüzgarı fırsat bilip başını eğenlere karşı, fırtınalarda bile dimdik durabilen bir kulübün ferdi olabilmek nasıl özel bir duygudur.

Fenerbahçe taraftarlarının sevdalarını dillerine özne ettikleri çubuklu forması bu yıl yürek sponsorluğunda. Gökyüzüne açık lacivert yolda güneşin sarısını karşılamak gibi. Tarihteki tanımı; iki renkli gökkuşağı. "Seninle başlayan tarih seninle bitecek" diyen sarı ile lacivert rengin dik duruşunun simgesi.
Boşuna değil , "Sponsorumuz yoksa taraftarımız yeter" sloganının hayat bulması. Boşuna değil sponsor yokluğunu krize çevirmek isteyen gerçeğe karşı, büyük sevdanın yaz çıkarması.

Bazen bildiklerimizi bile unutabiliriz ama unutulmayacak resimler vardır. Çubuklu forma denince, yetenek ve zarafetin eşsiz ismi Lefter geliyor aklıma.
Sahadaki çamurun içinden heykel gibi dik çıkan Basri Dirimlili geliyor. Sahanın ortasındaki karınca bandoları. Mazinin güzelliklerini duruşuyla ölümsüzleştiren futbolcuların direnci. Hiçbir rüzgarda savrulma ihtimali olmayan Kanaryalar.

Çubuklu forma denince aklıma sadakat geliyor. "Kazandığında sevmiyorum seni, kaybettiğinde sevdiğim kadar" diyen taraftar duruşu. Karasevda nöbetleri.
Büyüklere saygısını, küçüklere şefkatini ilikleyen insanlık. Aydınlık şarkılar. Asalet, merhamet. Haksızlığın seri cinayetlerine karşı, gerektiğinde tek başına duruş.

O yüzden Fenerbahçe taraftarları bu sezonun göğüs reklamında kendi yüzlerini görecekler. Baba yadigarı duyguların yansımasını. Organlarını Fenerbahçe'ye bağışlayan sevdanın gururunu. Göğüslerinden uçurdukları kanaryaları.  Fenerbahçe taraftarlarının sponsorluk borsasında paha biçilemeyen bu göğüs reklamı.
Hakikaten çok şık oldu! Şimdi sponsorlar düşünsün.

Takımlar için fikstür önemli ama öncesinde teknik adamlara bir uyarıda bulunmak istiyorum. Bu sezon ara çok uzadı. Sezon mayısın ortalarında bitti, yeni sezon ise ağustos sonunda başlayacak. Bursaspor ve Beşiktaş Avrupa maçlarıyla erken start veriyor. Ama Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor çok geç başlayacaklar. Bundan dolayı Allah korusun ama oyuncuların istikrarlı sezon geçireceğini sanmıyorum. F.Bahçe'nin ilk yarıda ezeli rakipleriyle maçlarını deplasmanda oynaması avantaj gibi görünüyor ama tabii bu sadece kağıt üzerinde bir öngörü.

 

Futbolda yıllardır söylenegelen bir şehir efsanesi vardır: "Futbolun adaleti yok." Hayır, futbolun adaleti vardır ve iyi olan her zaman kazanır. Hele hele turnuvalarda ve liglerde... Turnuva başlarken, iki büyük favori vardı: Son şampiyon İspanya ile Almanya. Brezilya ev sahibi olma avantajı, Arjantin ise Messi'ye sahip olması dışında hiçbir avantaja sahip değildi. İyi takımlardan İspanya ikinci maçta evine döndü. Almanya ise final maçında kapasitesinin altında kalmasına rağmen hak ettiği şampiyonluğu aldı.
Bundesliga oyuncularıyla oynayan, pas yüzdesi yüksek Almanya, dün kapasitesinin altında kaldı derken şunu kast ediyorum. Arjantin'in merkezindeki açığı bir türlü bulamadılar. Ta ki oyunun son bölümünde Garay'ın dikkat sorunundan dolayı yaptığı kademe hatasından kaynaklanan pozisyona kadar... Schürrle'nin getirdiği topta Götze nefis bir vole attı. Turnuvanın en iyi oyuncusu gördüğüm Mascherano Arjantin'e yetmedi. Messi de kapasitesinin altında kaldı. Futbolun doğrusunu oynayan Almanya, şampiyonluğu fazlasıyla hak etti. Almanya güçlü bir orta sahaya sahip... Kroos ve Schweinsteiger çok iyi oyuncular. Sol taraftan Höwedes'in hücuma katkı verememesine rağmen, Klose'nin oyunda kalıp etkili olamamasına rağmen, Müller turnuvadaki en kötü maçını çıkarmasına rağmen... Rağmen rağmen... Tüm rağmenlere karşın Almanya, turnuvadaki en vasat maçını kazanmayı bildi. Messi'ye gelirsek... O tartışmasız dünyanın en yetenekli oyuncusu, ama son sezonunda sakatlıktan sonra düşüş yaşadı. Kupada goller atmasına rağmen eski fizik gücü ve coşkusunda gerileme var. Hatta bundan sonraki futbol kariyeri için de açıkçası fazla ışık vermiyor.